
Sesimden gayrı hiçbir şey hatırlamıyorum!
Hayatımdaki saldırganlıklarla çelişki içinde yaşadığım isyan coşkusuydu, mücadelem ve sen!
Uçurtmalar yapar, özgürlüğe fırtınalı ses olurdum
Ve burkulmuş yüzüm, senin avuçlarında hayat bulurdu
Yıllardan ihtilali karşılayan karartma gecesiydi
Annem kan ter içinde uyanıp, sararmış yüzünden korkuyu silmişçesine yanı başımda belirdi; kalk gidiyorsun! dedi
Şaşkınlıkla ayağa kalktım, sokaktan uğultulu sesler geliyordu, pencereyi araladım her yerde kaçışmalar, kovalamalar, silah sesleri...
Annem ağlayarak sarıldı, saçlarıma dokunup bir daha hiç görmeyecekmiş gibi öpüp kokladı
Vedalaşmaya hazırlanırken aralıksız zilin çaldığını duyduk, annem biraz bekledi kapıyı tekmelemeye başlamışlardı istemeyerekte olsa kapıya yöneldi annem, hiç soru sormadan apar topar evden çıkarıldım
O gün annemi son görüşüm ve son sarılmamdı
Tek bir kelime edilmedi yol boyunca...
Çürümek ve iltihaplanmak için deliğe tıkıldım
Kara tahta gibi yazılıp silindim
İşkencede pıhtılaşan kanımı sıvılaştıran zehirli enzim iliklerimi kemirirken, hıçkırarak haykırdım, anlaşılmaz bir alfabe gibi soysuzdu ecel
Acıya rağmen gülüşlerimden çatırdayan kemik sesleri, gözlerime saplanan ihtimalsiz dokunuşlarına dönüşen histeri nöbetiydi
Çalınmış eşkâlimin buruşturulup yumruk olmuş bir ateş gibi savrulan son takvimide koptu
İçine kapanık muhtemelen katatonik halde, yarı ölüydüm, son kez avazım çıktığı kadar özgürlük çığlığı attım
Buğulu düşler yeşerdi ruhumda
Durulan sel'in dibe vurması gibi berraktı hayallerim, yasal cinayetle buharlaştım....

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder