Eskilerde kaldı kahveler,bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı,kıymetliydi,Kahve yemenden gelirdi sohbetlere vesile olurdu ,ama şimdi nerde o eski hatırı sayılı günlerKomşu ziyaretleri bir maniniz yoksa akşam kahve içmeye geleceğiz.şimdi kimse içmiyor bile üçü birarada vb içiliyor, daha önceleri biz komşularımızla hergün bir yerde kahve içmeye giderdik ev sahibi kızına hadi kızım bize kahve yap içelim,oh koyu sohbetler başlar gelir köpüklü kahveler evinin hanımı tepsiye güzel dantel örmüş tepsiye örtülmüş köpüklü kahveler üstünde ortasında bardakla soğuk su kızlar itina ile getirirdi köpük kaçmasın.ve gelen hanım misafirlerin birde eli ekmeğe yetmiş evliliğe aday oğlu varsa saygıyla tepsiler uzatılırdı ,kahveler içilir sonra fincanlar dilek tutularak ters çevrilir fal kapatılırdı ve herkes kendi falını pür dikkat dinlerdi .
7 Haziran 2009 Pazar
GÖNÜL İSTER SOHBET KAHVE BAHANE..
Eskilerde kaldı kahveler,bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı,kıymetliydi,Kahve yemenden gelirdi sohbetlere vesile olurdu ,ama şimdi nerde o eski hatırı sayılı günlerKomşu ziyaretleri bir maniniz yoksa akşam kahve içmeye geleceğiz.şimdi kimse içmiyor bile üçü birarada vb içiliyor, daha önceleri biz komşularımızla hergün bir yerde kahve içmeye giderdik ev sahibi kızına hadi kızım bize kahve yap içelim,oh koyu sohbetler başlar gelir köpüklü kahveler evinin hanımı tepsiye güzel dantel örmüş tepsiye örtülmüş köpüklü kahveler üstünde ortasında bardakla soğuk su kızlar itina ile getirirdi köpük kaçmasın.ve gelen hanım misafirlerin birde eli ekmeğe yetmiş evliliğe aday oğlu varsa saygıyla tepsiler uzatılırdı ,kahveler içilir sonra fincanlar dilek tutularak ters çevrilir fal kapatılırdı ve herkes kendi falını pür dikkat dinlerdi .
PARAYLA DEĞİL BUNLAR..
Sabah,güneşle beraber uyanmak;yaz yağmurları gibi sebepsiz boşanan sevinçleri gün ışığı ile
paylaşmak parayla değil.
Bir akşam üstü denizin delicesine köpüren,sahili acımasızca döven dalgalarına bakmak;
bitip tükenmek bilmez martı çığlıklarına kulaklarınızı kaptırmak da parayla değil.
Parayla değil sizin için demlenmiş tavşan kanı bir bardak çayı mutluluğu yudumlar
gibi yudumlayıvermek.
Parayla değil bir kır çiçeğini incitmeden koparıp sevdiklerinize,ne bileyim,eşinize,annenize,
çocuklarınıza,kapı komşunuza,hatta kaynananıza vermek.
Parayla değil gündüz gökyüzünün maviliğine dalmak,gece yıldızlara ulaşmak için
ğöğe merdiven dayamak;parayla değil cırcır böcekleriyle konuşup
onların halini hatırını sormak.
Kendi kendinize serenat yapmak,boktan fıkralar anlatıp zoraki de olsa gülümsemek,
parayla değil.Hayal kurmak,bilinmez,ulaşılmaz beldelerde yaşama isteği duymak parayla
değil.
Parayla değil bir salkım söğüt gölgesinde serinlemek,bir at sineğinin,bir kelebeğin kanat
çırpma yarışını sonuna kadar seyretmek...
Bir roman seçip okumak ve tam yarısına geldiğinizde roman kahramanını ne halt edeceğini
bilmez halde bırakıvermek.
Bir şarkı mırıldanmak,kulağınızın arkasını kaşımak,parmaklarınızı
çıtlatmak,evinize bu gün için başka bir yoldan gitmek,saçlarınızı bu gün için farklı taramak,
pencereye dayanıp dışarıda gürül gürül akan hayatı seyretmek,bir kubağanın taşıtlara ezilme-
den karşıya geçme mücadelesine tanık olmak parayla değil.
Ne sandınızdı siz?Her şey parayla mı?...
Parayla alamayacağınız,parayla satılmayan öyle çok şey var ki çevrenizde,elinizin
altında.
Cüzdanınızı çıkarmadan alabileceğiniz,tadabileceğiniz,yaşayabileceğiniz...
Öyle çok şey var ki...
Öyle çok şey var ki...
İHTİMALSİZ DÜŞLER...

Sesimden gayrı hiçbir şey hatırlamıyorum!
Hayatımdaki saldırganlıklarla çelişki içinde yaşadığım isyan coşkusuydu, mücadelem ve sen!
Uçurtmalar yapar, özgürlüğe fırtınalı ses olurdum
Ve burkulmuş yüzüm, senin avuçlarında hayat bulurdu
Yıllardan ihtilali karşılayan karartma gecesiydi
Annem kan ter içinde uyanıp, sararmış yüzünden korkuyu silmişçesine yanı başımda belirdi; kalk gidiyorsun! dedi
Şaşkınlıkla ayağa kalktım, sokaktan uğultulu sesler geliyordu, pencereyi araladım her yerde kaçışmalar, kovalamalar, silah sesleri...
Annem ağlayarak sarıldı, saçlarıma dokunup bir daha hiç görmeyecekmiş gibi öpüp kokladı
Vedalaşmaya hazırlanırken aralıksız zilin çaldığını duyduk, annem biraz bekledi kapıyı tekmelemeye başlamışlardı istemeyerekte olsa kapıya yöneldi annem, hiç soru sormadan apar topar evden çıkarıldım
O gün annemi son görüşüm ve son sarılmamdı
Tek bir kelime edilmedi yol boyunca...
Çürümek ve iltihaplanmak için deliğe tıkıldım
Kara tahta gibi yazılıp silindim
İşkencede pıhtılaşan kanımı sıvılaştıran zehirli enzim iliklerimi kemirirken, hıçkırarak haykırdım, anlaşılmaz bir alfabe gibi soysuzdu ecel
Acıya rağmen gülüşlerimden çatırdayan kemik sesleri, gözlerime saplanan ihtimalsiz dokunuşlarına dönüşen histeri nöbetiydi
Çalınmış eşkâlimin buruşturulup yumruk olmuş bir ateş gibi savrulan son takvimide koptu
İçine kapanık muhtemelen katatonik halde, yarı ölüydüm, son kez avazım çıktığı kadar özgürlük çığlığı attım
Buğulu düşler yeşerdi ruhumda
Durulan sel'in dibe vurması gibi berraktı hayallerim, yasal cinayetle buharlaştım....
YOKSUN Kİ !..
Sarıyordum teninde sevgi masallarını, demlene sevgimin özüydü tadıydı gözlerin.Ya sen ya ben bir aşka fazlamı geldik, fazla geldikte damla damla attık gözlerimizden sevgimizi.
Hani çok severdin ? severdin de , o kadar kolay gitmek ne cesaret korkmaz mısın gözlerinden
Beni bırak şu şehir şahit sözlerine, bir mevsim geçmedi üstünden ki öyle hemen unutulsun.
Ben sussam, şu sokaklar, bize bakan şu parkın bankları, üstümdeki dalda öten kuşlar,arada bir damlayan yağmur şahitti sevgimize.ya tutarsız ya umarsızdı sendeki aşk o zaman ben anladım gidişinle bunu. Umut ediyorum ben yanlış anlamımdır aslında sen en doğrusunu yapmışsındır.
Gözlerim her güne yaşla merhaba der ,merhaba der gibi yapar sensiz sabaha hüzün saplantı gece sonlarında sen yoksun artık odam da...
Hani çok severdin ? severdin de , o kadar kolay gitmek ne cesaret korkmaz mısın gözlerinden
Beni bırak şu şehir şahit sözlerine, bir mevsim geçmedi üstünden ki öyle hemen unutulsun.
Ben sussam, şu sokaklar, bize bakan şu parkın bankları, üstümdeki dalda öten kuşlar,arada bir damlayan yağmur şahitti sevgimize.ya tutarsız ya umarsızdı sendeki aşk o zaman ben anladım gidişinle bunu. Umut ediyorum ben yanlış anlamımdır aslında sen en doğrusunu yapmışsındır.
Gözlerim her güne yaşla merhaba der ,merhaba der gibi yapar sensiz sabaha hüzün saplantı gece sonlarında sen yoksun artık odam da...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
